Fahreddin ALTINTAŞ

Uşşaki Şeyhi (K.S.A)

3- NEFS-İ MÜLHİME

FEELHEMEHÂ FÜCÛREHA VE TAKVÂHÂ (Şems 9)

“Nefsini pak eden muhakkak umduğuna ermiş” İbadet, zikir ve riyazetlerin artması, nefsle şiddetli bir mücadeleye girilmasi neticesinde kalp üzerindeki perdelerden birisi daha kalkarsa, nefsin üçüncü makamına çıkılmış olur ki bu makama “Nefs-i Mülhime”  denir.

Hazet-i ALLAH’ın insani ruha isyan ve itaatını vasıtasız olarak ilham etmesinden dolayı bu dereceye Mülhime ismi verilmiştir.

Ruh terakki edip kuvvet buldukça nefse hakim olmak ister. Bir çok mucâhede ve mücadeleden sonra, bu mertebede nefis islah olmuştur. Artık vücudda hakimiyet ruhun eline geçmiştir.

Bir insan buraa kadar kendi ihlâs ve gayreti ile çıkabilirse de, buradan ileriye ancak bir Mürşit-i Kâmil klavuzluğu ile gidebilir.

Bu makamda kalanların bazısı yarı deli yarı velidir. Bunlara Meczup denir. Nefsi Mülhime’den sonra terakkiyet için mutlaka denafillaha çıkmış bir keail Mürşide ve onun manevi terbiyesine ihtiyaç vardır. Mürşid onu şüphe karanlıklarından kurtarıp Tecelli nurlarına çıkarır.

Nefs-i Mülhime’nin seyri; BİLLAH tır. Bu makamda salikin kalbinde hakikat nurları doğduğundan, onları müşahede etmekten dolayı içinde masiva kalmaz.

Alemi ( Ahvalim) ruhlar alemidir., (Ervah) tır. Hali(Ahvl); Aşktır, Yeri (Muhal); Ruh’tur, Yolu (Varidat); Hakikat’tır. Görme (Şuhut);  Tevhidi Zat tır, Esmai; HU’dur. Nurları; Yeşildir. Kendisine gelen mana marifettir.

Sıfatları: ilim, çömertlik, kanaat, tevazu, sabır, ezaya tahammül, özürleri kabul, güzel zan hoş görü…

Bu makamda salik, bütün varlıkların Aliemlerin Rabbi olan ALLAH’ın kudret elinin altında olduğunu müşahede ettiğinden, hiç bir mahluka itirazı olmaz. Fail-i Mutlak’ın fiillerini seyreder.

Nefs-i Mülhime’nin diğer vasıfları:

Hayretle şaşkınlığa düşmek, makamlara ermek, kabz ve bast’ın gelişi, havf ve recanın gidişi, zikrullahı sevmek, güler yüzlülükhikmetli konuşmak, müşahede ve murakaba…

Bu makamda mürid zayıfdır, Hak’ka gidemez, celal ve cemal’i fark edemez. Beşeriyetin gereği haller ondan tamamen silindiği için, gafil olduğu bir anda nefsi hemen geriye dönüp aşağıların aşağısına iner ve eski kötü alışkanlıklarına devam eder. İtikadi bozulup ibadeti terk eder. Şeytani hayelleri Rahmeni tecelliler  sanır. Böylece helake gider. Bu makamdaki salike en mühim ve gerekli olan şeyi bağlı bulunduğu Mürşid-i Kamil’e öz iradesi ile ve titizlikle itaat edip, her emrine tam teslim olmaktır.  Ayrıca nefsin istek ve arzularına şiddetle muhalefet etmelidir. Çünkü bu makamda yükselmek mümkün olduğu gibi, her an düşmek tehlikesi de vardır.

Nefs-i Mülhime Kur-ân-ı Kerim’de şu şekilde geçmektedir.

“Her bir nefse ve onu düzenleyene sonra da ona isyanını ve itatını ilham edene yemin ederim ki, nefsini temzileyen kurtulmuştur.” (Şems 7.8.9)

Burada temizlenmekten maksat, ahlak-ı zemime adı verilen “şehvet, gadap,kin,kibir,riya, hased…” gibi kötü huylardan temizlenmektir. “Temizlenen kurtulmuştur. beyanı ilahisi de bu mânâdadır. Yoksa zahiri temizlik, yada oruç tuttum temizlendim gibi basit bir mana çıkarılmamalıdır.

Categories: Uşşaki Tarikatinin Virdi