1- NEFS-İ EMMARE

“VE MÂ ÜBERRİÜ NEFSİY,İNENNEFSE LE’EMMÂRETÜN BİSSÛL İLLA MÂ RAHİME RABBİY, İNNE RABBİY GAFÛRÜ RAHİYM.” (YUSUF,53)

“Ben nefsimi temize çıkaramam; çümkü nefis rabbimin merhameti olmadıkça kötülüğü emreder. Doğrusu Rabbim bağışlayandır,merhamet edendir.”

İnsanı zorla kötülüğe sürükleyen nefstir.

İnsani ruh, hayvani ruhun şehvâ arzularına boyun eğip ona itaat eder, bütün hallerinde ona muvafakat edip hükmü altına girerse onun bu haline “Nefs-i Emmare” denir.

“Nefs-i Emmare” halindeki insanın kalbi, cisme ait nimet ve şehvetlerle dolar, halini değiştirir. Mevlâ’dan uzaklaşır. Daha önce amir iken memur durumuna düşer.

Eğer kâlp bu mertebede uzun müddet beklerse, onun artık gâyb âlemine yönelir masiyetlerindne kaçarsa, zikirle-fikirle perdeler açılmaya gayret edilirse, pas ve bulanıklıklar tamamen silinir. Eşyanın hakikâlerine, ince manalar ve ilahi tecellilere istidat kazanmış olur. İndiği makamlara tekrar yükselir.

Birinci makamda insan ruh, şehvâni nefse yenilip kötülüğü emredici olduğundan emmare adı almıştır.

Ayet-i Kerim’de:

“Rabbimin merhameti olmadıkça, nef olanca şiddetiyle kötülüğü emreder.” (yusuf.53) Bu nefsi n seyri;

“İllallah” tıe, yahi ALLAH’a doğrudur. Alemi (Avalim): bu görünen şehadet alemidir. Hali (Ahval) ; meyildir,

(zevk’tir.) Yeri (Muhal); göğüstür (Sadır’dır.) Yolu (varidat); şeriatın dış ölçüleridir. Görme (Şuhut), tehvidi efaldir.

Esmaî; Lailaheillallah dır, Nurları: Mavi dir.

Sıfatları; cehalet, cimrilik, hırs, kibir, gadap, tamah, hased, kötü huyluluk, boş ve faydasız şeylerle uğraşmak, istihzâ ahmaklık, unutkanlık, buğuz, çabuk isyan, çok yemek, çok içmek, çok konuşak, fazla neşe, âvârelik, şımarıklık, din ehlinin halini inkar… Ve benzerleri.

Nefs-i Emmare’de Rabbani bir latifedir. Şu var ki, kötülüklere meyletmesi, şehvetlere düşkün olması sebebiyle pislenmiştir. Şehvet düşkünü olması nedeniyle hayvani nefsin hükmü altında kalıp ona uymakla hayvanların yoluna girmiştir. İnsan için de en büyük düşman haline gelmiştir. Hadis-i Şerif’te; “En şiddetli düşmanın, iki yanın arasında ki nefsindir.”

Çünkü zahiri düşman ikram ve ihsanlar karşısında dost olup sadâkat gösterebilirken, nefis lütuf ve ihsanlardan anlamayıp zararını daha da çoğaltır.

Leave a Comment