ZUHURAT

Yatıyor ve uykuda imişim. Uyandım dört güzel şahıs çevremde oturu gördüm. Çok sevimli simaları vardı. Sizler kimlersiniz diye sordum ? Dört müekkel melikeyiz diye cevap verdiler. O halde kendinzi bana bildirin. Cebrâil hanginiz ? Sağımdaki melâike gülümseyerek cevap verdi. diğerlerinide ismen ve şahsen tanıttı. Etrafa baktım saf saf bir çok melaike daha gördüm. Bunlar kimlerdir diye Cebrâile sordum ? Onlarda Allah’ın meklekleridir dedi. Ey melek bu hal nedir böyle dedim. Beni ortanıza alıp neden etrafımda saf durursunuz ?

– Biraz evvelki halin Allah’ın hoşuna gitti bize emir verdi kulum Fahri için gidiniz etrafında saf tutunuz ve onun için tesbih ediniz dedi. Bizde Allah’ın emrini yerine getiriyoruz. Bunun üzerine:

– Kenter âciz bir kimseyim ben. Vazifemi bile bu mübarek gecede yapmadan yattım. Beni Allah’ın yanına götür de bari af dileyeyim. Ya karındaşım Cebrâil dedim. Gülümseyerek.

– Huzurdasınız dedi.

– Bu ne gaflettir yâ Rabbi. Hem yanınızdayım , hem sizi görmüyorum.

İçime müthiş bir ağlamak geldi. gözyaşımda sel gibi akmaya başladı.

Cibril-i Emin cevap verir:

-En yakınlık budur işte. Biz Allah’ın çevresinfe saf tutarız.

Siz bu çevrenin içerisindesiniz.

O anda hani

– Muhammed Mustafa dedim.

– Oda burdadır

diye cevap verdi.

– Yüzünü görmek isterdim. Kusurlarım buna mani oldu

diyerek toprağa yüz sürüp ağlamaya başladım. O anda bir ses !

– Kaldır başını, ağlaamya lüzüm yok, Şu anda Allah seni yarlığa kıldı ve benim müjdelememi söyledi.

Gözümü açtım ki Muhammed Musatafa (S.A.V) başucumda gülümşeyerek duruyor. Hemen elini öptüm. üç defa sığadı ve iki kaşımın arasından öptü. Elim elinde yürüdük birçok acaip ve karaip seyrandan sonra hacıların hallerini de taşradan seyrettikten sonra:

– Bak görüyorsunya oğlum. Ne kadar gafilan hareket Haccın faraziyesini bile öğrenmemişler. Boşuna zahmet, sizlerin yüzü suyu hürmetine bunlarda makbul kıldık. Sen şimdi vazifene başla ümmetlerimin kurbanları ve tavafları ile meşgul olacaksın.

-Ya Resullullah sizden bir ricam var dedim

– Sizi dinliyorum.

– Bizim kardeşlerden Ayşe bacı varya, oda efendisi ile hacca gelmek istedilerdi içimden razı olmadım, müsade etmekdim. Çok aşıklar arzu ediyorlardı. Hata ettimmi diye size sotuyorum.

– Sizin kusurunuz yok. Bizdfen de hata sadır olmaz isteseydik getirirdik.  Selamlarımı söyle salavatı çok etsinler. Sık sık muhabbet ediniz, kim bize canı gönülden bağlanıp bizi çok anarsa biz onunlayız.

Bu zuhuratı gördüğü 1963 senesinden itib aren manevi hac görevi devam etmektedir. 1983 yılında zahirden hacca gitmiştir. Hac dönüşü Medine- Münevvereden ayrılırken kafilesinde bulunan Hüccaca Esullulalh’ın emri üzere haclarınnın kabul edildiği müjdesini vermiştir.

29 Ekim 1965 Ankara

Leave a Comment