BENDEN BANA SESLENİŞ

Bir Miracı mânevi varmış o sıra (lemallah denirmiş o maiyette melekte her nebide bulunmazmış lutuf kapını çalıyorum.

Bahtım perişan olmasın.

Ey hakkın şahitleri huzurunda söyleyin söyleyin dergahın eşiğine yğzkoymuş senin dostunu arıyordu isdidatsızlığın, bu büyük noksanın Kâm almama mâni olmasın  ne olur aşkıma şahit olun.

Kullarına << Sizden bişey isteyeni kovmayın >> diye emreden Allah ben senin kapında dilenciyi,Haremi kutsi’i Lâhuttan içeri girmek istiyorum. Senin kapının fakiriyim. Şanına iltica etmişim. Senin şanın âlidir. Bana yakışanı değil kendine yakışanı yap. Ben dinimi istiyorum.

Ey Tâlip…

Benim dinim, vaizin anlattığından hariçdir. Ehli kışır bunu anlayamaz küfür der. Zira benim dinim iki cihandada cananımın sohbetidir. Şükür ancak zikirle ödenir. Yâ Rabbi hayattan azl olundun emri gelinceye kadar ibadetin zevkini b enim ğzerimden kaldırma. Ey dost… Her nereye gitsek yalnız seni düşünürüz yoldaşımız sensin. Kuru dava ile aşkın tadını bizden uzaklaştırmak isteyen, ehli kışırın hışırtısına kulak asmayız biz.

Ey Talip… Çabuk yol almak istersen. aşka iktida et o vakit Cibrilin kanadından sinendeki saza mızrap yaparlar. Y’a Rabbi ufak tefek suç işlemeyeyimde eksik Esmalı mı kalayım ? Mağfiret ayetine mazhar olmanın zevkini duymadan mı geleyim.

Yâ Rabbi kalbimi o kadar tasfiye et ki Mescid ile Meyhane bir olsun. Seni andıkça itminan ile kayıttan kurtulayım. (FAHLANALEYK)  sırrı zuhur etsin. Bağlar çözülsünde nereye gidersem ben seninle olayım. Şüphesiz sen benimlesin.

Ey Tâlip…

Bu zulmani alemde vahdet şarabın içmeyen, katiyyen aydınlığa çıkamaz O şarabı içte tabiplerin aciz kaldığı hastalık iyi olsun. Gizli gıdayı iyi bilmek lazımdır o gıdanın kuvveini alamayan  insan, Şanına layık görülüp  Kuedret tarafından yüklenen üç yükü taşıyamaz.

1- Şeriat

2- Muhabbet

2- Feyzi Marifet

Sanmaki çok taat ile bu yükleri taşıyabilirsin. Aslâ Aslâ.

o halde beni dinlede sana kolaylığını söyliyeyim. Aşk zenciri ile bağlan o vakit (masivâ) seni terk eder. Bu terkin adına Allah ile alış veriş derler. Ne hotur o alış veriş. Rahim olan Rabbi müteâl satın alırda sana kendini verir ki ! Ben bir yere sığmam derde seni bekâ mülküne götürür.

Ey hakikat arayan: kendini daima ve ne zamana kadar cam aynadan seyredeceksin. Bu aâlemde en büyük ayna insanı Kamildir. Ey gafil Fahri O büyük aynanın karşısında halâ kendini süsleyememişsin yazıklar olsun sana.

Ey Salik: O aynanın hasetcisi çok olur, sakın zahir perestin, ehli kışırın, o aynaya bakmaktan seni men etmesine aldanma. Sen yalnız aşık ol maşuk seni katletsin. Bunda büyük kâr vardır. Zira diyet oalrak kendini verir. Sofunun yüz senede alamadığını sen bir anda alıverirsin.

Aşıkın ezeli kısmeti ma’lumiyettir. O meclubul akıl olduğundan daima levm edilir. Aman ne tatlıdır o malâmet oku. Fahriyâ sende bu oku daima bağrını hedef eylki delik deşik olasın.

Ey aptal Fahri bir insanı Kâmilin nazarında ve onun hıfzında kalmak istersen, emrine itaat şarttır o demdede öyle güç ameller o kadar meşekkatli riyazat, o kdar çetin mücahede vardır ki, göz yaşın olmasa yarı yolda kalakalırsın. Bu yol ancak iştiyak ile gözlerinden, hasretle gelen kanlı yaş ile yıkanmadıkça aşılamaz. Ne yapalım cefa çekmeyen baş cânından geçmeyen cânına vasıl olamaz. Nazik olup canına kıymayana aşk yoluna sefer ve Hakka yaklaşmak yasaktır.

Ey Fahri bal tepsisine düşen sinek misali, imleyip çırpınmaktan vazgeçde, sende bal olasın. Bilmezmisin tuz gölüne düşen her şey tuz olurda herkeste tuzu yıkamadan aşına kor. Sende Erenler yoluna toprak olmasını bilde, herkes üstünde rahatca yürüsün. Görmüyormusun ey sersem, bunca meyveli ağaçlar, rengarenk türlü türlü çiçekler, envai çeşit güller hep toprakta bitmiyormu ? Seninde bir güler yüzün bal gibi tatlı sözün olsun.

Ey Tanrım! senin lütuf kapını çalıyor. Senden affu inayet dileniyorum. Babı luftundan reddetme beni. Günâhı kârdır diye işlemişsem sevabı zarardayım, ama ellerim açık bağrım yanık dideler yaşlı gece ve gündürz ahü zardayım. Ne olur güanhlarımı alsan, sevaplerını versen alışveriş etsek. Benim rahmetimin yanında, sizlerin günahıda sevabıda zerrenin zerresi olamaz diyen Rabbim.

5 Mayıs 1963

Leave a Comment